Karamollaoğlu: O kafayla sen bu ülkeye huzur getiremezsin

Karamollaoğlu: O kafayla sen bu ülkeye huzur getiremezsin

40
0
PAYLAŞ

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin Edirne’deki 7. Olağan İl Kongresi’nde konuştu.

Karamollaoğlu: Bu zihniyetle bu ülkeye barış getiremezsiniz.

Karamollaoğlu: Bu zihniyetle bu ülkeye barış getiremezsiniz.

Ülkede barış için barış ve kardeşliğin önemine vurgu yapan Karamollaoğlu, “Birbirimizi aşağılayarak, en sert ifadelerle anlatarak konuşmaya başlarsak orada diyalog olmaz. Oradan hayır gelmez. Maalesef. biz bunu türkiyede yaşıyoruz.farklı görüşler her zaman en ağır suçlamalarla birbirini suçlar.eleştirmekle başlarlar.arkadaş yok bu ülkeye barış getiremezsiniz bu zihniyetle.bunu bilmeden bir yere gitmemiz mümkün değil. “dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin Edirne’deki 7. Olağan İl Kongresi’nde konuştu.

‘Bir ülke nasıl yaşanabilir hale gelir?’ Karamollaoğlu, “Ülkemizde böyle bir havanın esmesini istediğimizde, nereden başlayacağımızı söylediğimizde armamızın ilk yıldızının anlamı barış ve kardeşliktir. Her şeyden önce bir ülkede kalkınmadan önce barış ve kardeşlik hakim olmalıdır. Ne anlama geliyor? Barış demektir. Huzur ve sessizlik olduğunda, oturup birbirimizle konuşabiliriz. Birbirimize hakaret ederek ve birbirimizi en sert ifadelerle tarif ederek konuşmaya başlarsak diyalog olmaz. Orada iyi değil. Maalesef Türkiye’de bunu yaşıyoruz. Farklı görüşlere sahip insanlar her zaman karşıdakini en ağır suçlamalarla eleştirerek söze başlarlar. Hayır dostum bu zihniyetle bu ülkeye barış getiremezsiniz, barış getiremezsiniz. Bunu bilmeden hiçbir yere gidemeyiz” dedi.

“11 EYLÜL SALDIRILARINI AMERİKAN İSTİHBARAT YAPTI”

Karamollaoğlu, konuşmasında Amerika’daki 11 Eylül saldırılarına değinerek, saldırıların Amerikan istihbaratı tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Karamollaoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Nasıl oluyor da bir uçak kuleye çarptı diye kule kendi temelleri üzerine çöktü? Hiçbir mühendis, ‘Efendim, kolonlarda yakıt çıktı, yandı, kolonlar ısındı, ta aşağı gitti’ demedi. Sadece önceden yerleştirilmiş patlayıcıların senkronize patlamasıyla bu kuleler çöktü. Çarpan kule çöktü, çöken kule nasıl çöktü? 6 kule çöktü. Dünya aptal değil ama Amerika’yı yönetenler aptal numarası yapıyor. Pentegon, dünyanın en iyi korunan karargahıdır. Pentegon’un 200 kilometre yakınına hiçbir uçak giremez. Kendini tanıtması gerekiyor. Nasıl oluyor da 400 kilometre uzağa bir uçak kalkıyor, kimse onlara ‘sen kimsin’ diye sormuyor? O uçaklar gelip Pentagon’a sorgusuz sualsiz çarpıyor. Ama burada başka bir tuhaflık ortaya çıkıyor. Pentagon’un uçakların çarptığı kısmı tahliye edildi. Niye ya? Bakım için… İçeride tek bir kişi bile yok. Tek bir kişi bile ölmez. Böyle planlar yapan insanlar gerçekten dünyayı nasıl aptal yerine koyabilir? Bu da açıkça gösteriyor ki, tesadüfen değil, doğrudan Amerikan istihbaratı tarafından planlanmış bir olay. Teröristlerin yapacağı bir şey değil. Pentagon’a çarpan uçakların pilotlarından biri, devasa binalar yıkıldı, yandı, cebinde taşıdığı pasaport küllerinden çıktı ve oraya bir Müslüman ismi yazıldı. Böyle ahlaksız insanların egemen olduğu bir dünyada barış ve huzur olamaz.

“BANA YAKIN OLDUĞU İÇİN BİR ADAM ATANIRSANIZ SORUNU ÇÖZEMEZSİNİZ”

Amaçlarının fikir, huzur ve sükuneti sağlamak olduğunu belirten Karamollaoğlu, “İnanç ve kültürümüzün gereği olarak temel değerlerimizi korumakla yükümlüyüz. Bu yüzden inanç ve düşünce özgürlüğünü önemsiyoruz. Bu nasıl sağlanacak? Bu adaletle yapılacaktır. Bir ülkede adalet yoksa asla baskı ve sıkıntılardan uzak yaşadığımızı, yaşanabilir bir ülkede yaşadığımızı söyleyemeyiz. Bunu bilmeden hiçbir yere gidemezsin. Onun için fikir, barış ve huzur hedefimiz olmalıdır. Bunun sağlanabilmesi için insanların düşünce ve inanç hürriyetine sahip olması, bunun teminat altına alınması için de adaletin bu ülkede tam anlamıyla kabul edilmesi ve tam anlamıyla yerleştirilmesi gerekmektedir. İşte bu ilkelerden bazıları, eğer devlet içindeyseniz, sorunları çözmek istiyorsanız liyakate önem vermelisiniz. Bir adamı bana yakın olduğu için bir ofise atarsanız, sorunu çözemezsiniz.

“EN KÜÇÜK MUAYENE BİLE YANIT VERMEYE NEDEN İNANIYORSUNUZ?”

Yönetimin şeffaf ve hesap verebilir olması gerektiğini belirten Karamollaoğlu, “Hesap verecek… Yaptığı her iş hem vatandaşlar hem de yetkili makamlar tarafından denetlenecek. Hesap sorulamayan bir hükümet ister istemez tiranlığa döner, adaletsizliğe, yolsuzluğa, israfa, rüşvete yönelir. ‘Öyle bir şey yok efendim’ diyorlar. Aksi halde, neden denetime açık değilsiniz? Neden en küçük soruya bile cevap veremiyorsun? Bunun yetkili makamlarca yapılması gerekiyor” dedi. dedim.

“ÜLKE ÜRETİMLE GÜÇLENİR”

Karamollaoğlu, ülkenin üretimle güçleneceğine ve milli gelirin eşit dağıtılmasıyla barışın sağlanacağına işaret ederek, “Ekonomide her zaman iki konuyu gündeme getiriyoruz. Birincisi, bir ülke ancak üreterek güçlenir. Sadece inşaat, yollar, yüksek binalar ve büyük stadyumlarla güçlendirilmiyor. Ancak üretim odaklı bir sanayi ile tüm ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir ortam yaratırsak daha da güçleneceğiz. İkinci şart ise, orada elde edilen gelirin yani milli gelirin toplumda adil bir şekilde dağıtılması durumunda barışın sağlanmasıdır. Peki bu nasıl sağlanacak? Her zaman söyledik, ne yazık ki sendikalar bugün bunu söyleme cesaretini bulamıyorlar. Çünkü şu anda 50 yıldır tüm toplu iş sözleşmeleri müzakere ediliyor, hep asgari ücret sınırında açlık. Yoksulluk sınırının üzerine asla çıkamaz. Ama bir de yoksulluk sınırı var. Açlık sınırı 4 bin lira ise, devletin resmi rakamlarına göre yoksulluk sınırı 10 bin, sendikalara göre 12 bin. ‘Bu millete, işçiye bu rakamı nasıl vereceğiz?’ Bugünün aklıyla veremezsiniz. Ama güçlü bir iradeniz varsa, gerçekten fakirler için endişelenmek istiyorsanız, yapacaksınız.

Amerika Dünya Edirne Hadise İçinde Müslüman rüşvet Sanayi Türkiye uçak yolsuzluk
PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK