Marmara’da müsilaj kabusu için ‘Kasım’ uyarısı

Marmara’da müsilaj kabusu için ‘Kasım’ uyarısı

79
0
PAYLAŞ

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof., Marmara Denizi’nin kabusu haline gelen müsilaj riskinin alınan önlemlerle yüzeysel olarak ortadan kalktığını ancak denizin dibinin kötü durumda olduğunu söyledi. Dr. Mustafa Sarı, Kasım ayı için uyardı.

Marmara’da müsilaj kabusu için ‘Kasım’ uyarısı

Marmara’da müsilaj kabusu için ‘Kasım’ uyarısı

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof., Marmara Denizi’nin kabusu haline gelen müsilaj riskinin alınan önlemlerle yüzeysel olarak ortadan kalktığını ancak denizin dibinin kötü durumda olduğunu söyledi. Dr. Mustafa Sarı, Kasım ayı için uyardı.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi (BANÜ) Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, geçtiğimiz günlerde Erdek Körfezi’ne dalarak son durumla ilgili elde ettiği görüntü ve bilgileri İhlas Haber Ajansı ile paylaştı.

KASIM İÇİN UYARI GELİYOR

Müsilaj için Kasım uyarısı yapan Sarı, “17 Ağustos 2021 itibariyle deniz yüzeyi ile dibi arasında müsilaj görünmez hale geldi. Nisan ayı ortalarında kıyılar körfezleri kaplamıştı. Herkes bir anda korktu. Sonra, Temmuz ortasında olduğu gibi, önce yüzeyden kayboldu. Ağustos ortasında su sütununda da görünmez oldu. Hep birlikte kurtulduğumuzu sanmıştık ama özür dilerim müsilaj bitmedi. Çünkü müsilaj bir sebep değil, bir sonuçtur. Nedenleri ortadan kaldırmazsanız, sonuç aynı olacaktır.

Müsilajı tetikleyen üç ana neden vardır. Deniz hissi, yüzey sıcaklıklarının ortalamalarının yüksek olmasıydı. Bunun nedeni küresel ısınmadır ve bu etki devam etmektedir. İkincisi, Marmara Denizi çevresindeki tüm atıkları düzgün bir şekilde arıtılmadan denize gönderiyorduk. Şimdi bunda bir azalma var mı? Üzgünüm hayır. Kirlilik devam ediyor. Azot fosfor yükü de devam eder. Üçüncüsü Marmara’nın özel statik yapısıydı. Bu yapı bazen Karadeniz’den gelen suyun etkisiyle çok sirkülasyonlu olabilse de genel olarak statiktir. Müsilajın şu anda yüzeyde görünmemesinin nedeni, Karadeniz’den gelen su sirkülasyonunun artmasıdır. Ancak üçlü etkiye baktığımızda bu üçlü etki hala devam ediyor. Müsilaj devam ediyor. Peki o yüzeydeki büyük büyük müsilaj levhalarına ne oldu? Dibe düştüler. Düşük akımlı bölgelerde, dibi kapladılar. Yorgan gibi örtmüşler. Bu örtü denizdeki mercanları, istiridyeleri ve midyeleri büyük ölçüde öldürmüştür. Hatta kıyıdan 30 metre derinliğe kadar tüm süngerler öldü.

SU KÖKÜNÜN ALTINDAKİ SEDİMENTLER

BANÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdek Koyu’nda yaptığı dalışta deniz yüzeyindeki müsilaj tabakalarının dibe çöktüğünü ve bu çöken tabakaların geçtiğimiz aylarda çürümeye ve bozulmaya başladığını tespit ettiklerini belirten Mustafa Sarı, ” “Hafta sonu dalışım sırasında suyun dibinde biriken bu tortuların çürümeye ve dağılmaya başladığını gördüm. Elimi daldırdığımda yüzeydeki gri-kahverengi renk aniden simsiyah oluyor. İnce bir kına benzeri kalıntıya dönüşmüştür. Bu ayrışmayı mikroorganizmalar yapar. Şu anda alttaki müsilajı parçalıyorlar. Ayrıca sudaki oksijeni de parçalarken kullanırlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda kasım ayında tekrar müsilajla karşılaşmamız çok olası” dedi.

“KAYBETMEYE BAŞLADIK”

Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’nın geçen Haziran ayındaki ciddiyetle devam etmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Marmara Denizi’nin Korunması için 22 maddelik bir Eylem Planı hazırladık. Valilerimiz ve Bakanımız imzaladı. Cumhurbaşkanımız iradesini doğrudan bunun arkasına koydu. Bu eylem planını 8 Haziran’da büyük bir ciddiyetle uygulamaya başladık. Ama şimdi ne oldu, o eylem planını unuttuk ve rahatlamaya başladık.

Kasım ayında çok dikkatli olmalıyız. Geçmiş yıllarda, müsilaj her zaman Kasım ayında başlardı. Yapmamız gereken 22 maddelik bu eylem planını 8 Haziran’da ciddi bir şekilde hayata geçirmek. Marmara Denizi’ne akan atıkları temizlemeden müsilajdan kurtulacağımızı düşünmeyelim. Çünkü nedenler ortadan kalkana kadar etkiler ortadan kalkmaz. Bir an önce eylem planının uygulanmasına dönelim ve uygulayalım” dedi.

“BALIK KONUSUNA CEVAP RESMİ AÇIKLAMALARDADIR”

1 Eylül’de balık sezonunun açılmasından bu yana vatandaşların en çok aradığı soru olan ‘Balık yenebilir mi’ sorusunun cevabını veren Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Acaba ne olacak? Bu av sezonunda yapılacak mı? Balık tutmaya nasıl başlayacağımıza dair bir sorumuz vardı. Bu sorunun cevabı 1 Eylül’de ortaya çıktı. Müsilaj yokmuş gibi av mevsimi başladı. Bunu yapmalı mıydık? Her şeyi aynı şekilde yapıp farklı bir sonuç beklersek müsilajdan kurtulamayız. Tabii ki, balık müsilajından sorumlu değildir. Tabii ki, balıkçılık endüstrisindeki değişiklikler tek başına müsilajı ortadan kaldırmayacaktır.

22 maddeden oluşan Marmara Denizi’nin Korunması Eylem Planı’nın 3 maddesi balıkçılıkla ilgili. Biri balıkçılara destek sağlamakla ilgiliydi. Eylem 18, hayalet ağların temizlenmesiydi. 19. eylem, Marmara Denizi’nde ekosistem balıkçılığı yönetimine geçiş oldu. Onlar hakkında ne yaptık? Üzgünüm bir şey yapmadık. Hamsi, sardalya ve istavrit gibi türlerin toplu olarak avlanıp balık unu ve balık yağı fabrikalarına satılmasına yasak getirdik. Bunun nasıl uygulanacağını zamanla göreceğiz. Peki bu koşullar altında balıkçılığı nasıl yöneteceğiz? Eski taş eski hamam olacaksa neden içine bu eşyaları koyduk? Korunan alanlar oluşturulmalıdır. Her türlü av faaliyetine kapalı alanlar. Burada her çeşit balığı yetiştirip Marmara Denizi’ne salmamız gerekiyor.

Av gemilerimiz Marmara Denizi için çok büyük. Savaş gemisi büyüklüğünde gemilerimiz var. Evet bu gemilerle okyanusta balık tutabiliriz, bu iyi bir şey. Ama Marmara Denizi bir okyanus değildir. Bakanlığın bu konuda çok acilen proaktif ve cesur adımlar atmasını bekliyoruz. Yoksa kasım ayında müsilaj arttığında av sezonu gerçekten bitmeyecek mi? Sıkça sorulan bir diğer soru da balık yiyip yememek? Balık yiyebilir miyiz sorusunun cevabı kendi içinde gizlidir.

Marmara Denizi’nin kıyı uzunluğu yaklaşık bin kilometredir ve birçok yerden balıklar karaya çıkar. Bunların hepsinde bir akademisyen olarak benim de hepsinden örnek almam, başka bir akademisyenin de bunları alması mümkün değil. Ama Tarım Bakanlığı’nın yerel bir organizasyonu var. Sürekli numune alıp analiz yapıyorlar. Yani balıkçılığı yöneten sorumlu bir otorite var. Onların yorumlarını dikkate almalıyız. Çevre, Sağlık ve Tarım Bakanlıklarımız var. Aksi takdirde, kendini ispatlamış bir jeolog, bir astronom veya bir dermatolog tarafından yapılan açıklamalara itibar etmeyelim. Balık yeme konusunda Tarım Bakanlığı’ndan olumsuz bir açıklama gelmedikçe lütfen kimsenin sözüne itibar etmeyelim. Resmi makamların açıklamalarına uyalım” dedi.İHA)

Balık tezgahlarında bolluk değil çeşitlilik var ilginizi çekebilir Balık tezgahlarında bolluk değil çeşitlilik var

Balık Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi eylemi Haberler hamsi Haziran kahve müsilajı Nisan Sağlık sardalya
PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK