Prof. Dr. Kadıoğlu’ndan binalarda ‘sıfır giriş’ uyarısı

Prof. Dr. Kadıoğlu’ndan binalarda ‘sıfır giriş’ uyarısı

52
0
PAYLAŞ

İTÜ Afet Yönetim Merkezi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sel ve heyelanların Karadeniz’in bir parçası olduğunu ancak son yıllarda afete dönüşmelerinin arttığını söyledi.

Prof. Kadıoğlu’ndan binalarda ‘sıfır giriş’ uyarısı

Prof. Kadıoğlu’ndan binalarda ‘sıfır giriş’ uyarısı

Karadeniz’de yerel şiddetli yağışların yol açtığı, can ve mal kaybına neden olan sel ve heyelanlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “İklim değişikliği ile derelerin taşkın yataklarında su seviyesi daha yüksek olacak. Bu nedenle taşkın yatağı seviyeleri daha yüksek yapılmalı. Bazı yeni konutlarda sıfır giriş olduğunu görüyoruz. Burada büyük bir hata yapmayalım, bir daha canımızı kaybetmeyelim” dedi.

İTÜ Afet Yönetim Merkezi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sel ve heyelanların Karadeniz’in bir parçası olduğunu ancak son yıllarda afete dönüşmelerinin arttığını söyledi.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu şunları söyledi:

“Almanya ve Hollanda’da sel oluyor ama her yıl aynı yerde sel olmuyor. Bizim sorunumuz şu ki, hemen hemen her yıl aynı yerde sel meydana geliyor, insanlara zarar veriyor, can ve mal kaybına neden oluyor. Bu yeni yapıyla ilgili.

Eskiden köylerimizde gençler ev yaptıklarında köyün büyükleri onlara bir yer gösterip ‘Buradan kaya düşmez, buradan sel gelmez’ derlerdi. Şimdi böyle bir şey yok.

Köylerin neresinde heyelan bölgesi veya taşkın yatağı olduğu bilinmiyor. Bu bilinmezlik içinde derenin şu anki durumuna bakarak dere yatağını taşkın yatağıymış gibi dereyi yerine koymuyoruz ve oraya tepedeymiş gibi inşa ediyoruz. dağın, sıfır giriş. Bir de bodrum yapıyoruz.

‘HİÇBİR ŞEKİLDE NEHİR YATAKLARINA YAPILMAYIN’

Normalde taşkın yatakları 3’e ayrılır; dere yatağı, taşkın yatağı ve sel tehlikesi bölgesi. Binalar asla dere yatağına veya taşkın yatağına kurulamaz. Sonuçta bunlar çakıl, alüvyon, kendini belli ediyor. İki duvar arasına dere yatağını aldığımız derenin aktığı yer dere yatağı değildir.

Toprağa, toprağa, çakıla bak; alüvyonlu toprak dere yatağının nerede olduğunu söyler. Oraya bina yapılmamalı. Dünyada bunun gibi başka bir şey yok. Bazıları böyle çarpıtabilir, ‘Deprem bölgesine bina yapmayalım’ deniyor. Böyle değil.

Taşkın tehlikesi bölgesinde binalar inşa edilebilir. 500 yılın en şiddetli yağışı, sel tehlikesi derenin kaplayacağı kadar.

‘İKLİM DEĞİŞİRKEN BİZİ DE DEĞİŞTİRMEK GEREKİYOR’

“Yerleşimlerde gördüklerim; Bu binaları yaparken bunu onaylayanlar, o binanın yapıldığı yeri dere olarak kabul etmezler. Bunu bile yapmıyor. Akışın sahibi yok, akışın ne olduğu belli değil, bu büyük bir hata.

Yeni yapılan binalar 500 yıllık taşkın seviyesine göre yapılmalıdır. Eskiden 100 yıl, 200 yıl yapılırdı, ben 500 diyorum. Biliyorsunuz, her şeye iklim değişikliği diyorlar, işte iklim değişikliği.

Burada iklim değişikliğinin dikkate alınması gerekiyor. ‘İklim değişikliği’ diyoruz ve onu günah keçisi ilan ediyoruz ama buna karşı herhangi bir uyarlama ya da önlem yok. Bu bizim samimi olmadığımızı gösteriyor. İklim değiştikçe bizim de değişmemiz gerekiyor. İklim değişikliğinin günah keçisi olarak, bunu boş konuşma olmaktan çıkarmamız gerekiyor.

Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği ile birlikte akarsuların taşkın yataklarında daha büyük bir değişiklik olacak ve su seviyesi daha yüksek olacaktır.

Sel seviyemizi bundan daha yukarıya çıkarmamız gerektiğini düşünmek gerekirken önlem olarak şu anda yapılmakta olan afet evlerinde sıfır giriş olduğunu görüyoruz. Umarım doğru hesaplanmıştır. Burada büyük bir hata yapmayalım. Bir daha canımızı kaybetmeyelim.”

Bu bir savaş alanı değil;  Bozkurt ilginizi çekebilir Bu bir savaş alanı değil; Bozkurt

Almanya bodrum deprem Hollanda iklim değişikliği İTÜ Kastamonu Meteoroloji
PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK